top of page

Geçtiğimiz Ayda Vergi Hukuku (Ağustos 2022)

Güncelleme tarihi: 18 Eki 2022

Adli tatil olmasına rağmen vergi hukukunda "dolu dolu" bir ay oldu diyebiliriz. Önemli gelişmeleri özetlediğimiz bültenimizi keyifle okumanızı dileriz.


· 02.08.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan E. 2021/119, K. 2022/48 sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile kamu icra hukukunda haksız çıkma zammına ilişkin düzenleme iptal edilmiştir.

o 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun m. 58/5’te yer alan düzenleme, tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı itiraz edilmesi halinde itirazda kısmen veya tamamen haksız çıkılması halinde borçludan itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağının %10 zamla tahsil edilmesini düzenlemekteydi.

o Anayasa Mahkemesi kararında, düzenlemenin mülkiyet hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiğini belirtmiştir. Sonuç olarak, haksız çıkma zammının mahkemeye erişim hakkını kısıtladığı ve bu nedenle de hak arama özgürlüğünü ihlal ettiğinden bahisle düzenleme iptal edilmiştir. Bu konuya ilişkin daha önce hazırladığımız yazıya buradan erişebilirsiniz.


· Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesinde 03.08.2022 tarihinde “Mirasçıların Vergisel Yükümlülükleri Rehberi ile Veraset ve İntikal Vergisinin Beyanı” başlıklı broşür yayınlandı. Broşürün eki olan “Mirasçıların Vergisel Yükümlülükleri Rehberi” de mükelleflerin erişimine açılmıştır.


· 03.08.2022 tarihli Resmi Gazete yayınlanan Belediye Gelirleri Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 2022/1) ile tüm ülkedeki belediyeler nüfusları ile sosyal ve ekonomik gelişme durumlarına göre tekrar gruplara ayrılmıştır.

o Tebliğe göre yapılan gruplandırma, en temelde belediyelerce tahsil edilecek harçların oranının tespitinde yol göstericidir. Tebliğ ekinde yer alan belediye gruplarına erişmek için bağlantıyı kullanabilirsiniz.


· 03.08.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 2019/4408 Başvuru Numaralı Anayasa Mahkemesi kararında, ödeme emrine karşı açılan dava reddedildiği için uygulanan haksız çıkma zammının tahsilinden, vergi borcunun yeniden yapılandırılmasına rağmen vazgeçilmemesi mülkiyet hakkının ihlali olarak kabul edilmiştir.

o Karara konu uyuşmazlıkta başvurucu, kendisine tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı iptal davaları açmış ve davalar ilk derece mahkemesinde reddedilmiştir. Davalardan sonra, davaya konu vergi borçları yapılandırılmış ve ödenmiştir. Buna rağmen idare, haksız çıkma zammına istinaden ihbarname düzenlemiş ve başvurucuya tebliğ etmiştir. Başvurucunun haksız çıkma zammına karşı açtığı dava, haksız çıkma zammının asıl borçtan bağımsız olduğu ve dayanak olan verginin yapılandırılmasının haksız çıkma zammını etkilememesi gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu karara karşı Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvuru sonucunda, ödeme emrine karşı açılan davada haksız olunduğunun tespiti halinde uygulanan haksız çıkma zammının mülkiyet hakkına ağır bir müdahale olduğu kabul edilmiştir.


· Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 04.08.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Uzlaşma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Uzlaşma Yönetmeliği’nde önemli değişiklikler yapılmıştır.

o Yönetmeliğin uygulama alanında yapılan değişiklik ile:

§ 213 sayılı Vergi Usul Kanunun (“VUK”) 359. maddesindeki fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi halinde tarh edilen vergi ve kesilen ceza ile bu fiillere iştirak edenlere kesilen ceza ve VUK m. 370/b fıkrası kapsamında kendilerine ön tespite ilişkin yazı tebliğ edilen mükelleflere mezkur maddeye göre kesilen cezalar uzlaşma kapsamı dışarısında bırakılmıştır.

§ Ayrıca usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının uzlaşma kapsamına girmesi için 5.000 Türk lirasını aşma şartı getirilmiştir. (Yönetmelik m. 2)

o Yönetmelikte geçen ceza kavramının tanımı değiştirilmiştir. Buna göre uzlaşmanın kapsamına giren cezalar aşağıdaki tanıma uygun olarak belirlenecektir:

§ VUK m. 359’da yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi halinde tarh edilen vergi ve kesilen ceza ile bu fiillere iştirak edenlere kesilen ceza ve VUK m. 370/b fıkrası kapsamında kendilerine ön tespite ilişkin yazı tebliğ edilen mükelleflere mezkur maddeye göre kesilenler dışında kalan vergi ziyaı cezaları ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarını ifade eder. (Yönetmelik m. 2/i)

o Buna ilaveten uzlaşma taleplerinin İnteraktif Vergi Dairesi üzerinden verilmesi imkanı getirilmiştir. (Yönetmelik m. 7/1)

o Son olarak, uzlaşma konusu yapılabilecek ve yapılamayacak cezaların kapsamında değişikliğe gidilmiştir:

§ VUK m. 359’da yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi halinde tarh edilen vergi ve kesilen ceza ile bu fiillere iştirak edenlere kesilen ceza ve VUK m. 370/b fıkrası kapsamında kendilerine ön tespite ilişkin yazı tebliğ edilen mükelleflere mezkur maddeye göre kesilen cezalar uzlaşma konusu yapılamaz.

§ Kanuni süresinden sonra verilen beyannameler VUK m. 371’e göre pişmanlık talepli olarak kabul edilen ancak şartların ihlali nedeniyle kanuni süresinden sonra verilen beyanname olarak işleme tabi tutulan beyannameler üzerinden tahakkuk fişi ile tahakkuk ettirilen vergilere ilişkin kesilen vergi ziyaı cezaları uzlaşma konusu yapılabilir.

§ Ayrıca 5.000 Türk lirasını aşan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları da uzlaşma konusu yapılabilir. (Yönetmelik m. 16)


· 09.08.2022 tarihli Resmi Gazete’de Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ (Seri No: 1) yayınlandı. Tebliğin amacı, Temmuz ayında yayınlanan 7417 sayılı Kanun ile getirilen “Varlık Barışı” uygulamasına dair usul ve esasları düzenlemektir. Varlık barışı uygulamasına dair detaylı açıklamalarımızı içeren yazıya buradan erişebilirsiniz. Tebliğ ile yapılan düzenlemeler ise şu şekildedir:

o Varlık barışına konu olacak yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının, madde hükümleri çerçevesinde, 31.03.2023 tarihine (bu tarih dâhil) kadar Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara bildirilmesi mümkündür. Varlıkların birden fazla bildirim ile bildirilmesi mümkündür. Buna ilaveten, bildirimde bulunulmasından sonra varlıkların azaltımı veya artırılması amacıyla düzeltici bildirimde bulunulması mümkündür. (Tebliğ m. 3)

o Bildirime konu edilen varlıkların bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda mevcut ya da yeni açılan bir hesaba transfer edilmesi gerekmektedir. Buna ilaveten, varlıkların yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve 05.07.2022 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin en geç 31.03.2023 tarihine kadar kapatılmasında kullanılabilecektir. Bu takdirde, defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla, borcun ödenmesinde kullanılan varlıklar için Türkiye’ye getirilme şartı aranmayacaktır. (Tebliğ m. 4)

o Yurtdışında bulunan varlıkların bildirimi üzerine tahsil edilecek vergiler, beyan edilen varlıkların değeri üzerinden banka ve aracı kurumlarca vergi sorumlusu sıfatıyla ödenecektir. (Tebliğ m. 5)

o Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunan, ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar da 31.03.2023 tarihine kadar beyan edilmek şartıyla uygulamadan yararlanabilir. Aynı şekilde, gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanların da Türkiye'de bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazları için beyanda bulunmak suretiyle madde hükmünden yararlanabilmeleri mümkündür. (Tebliğ m. 7)

o Şirketlerin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri adına görünen varlıkların da Tebliğde sayılan nev’iden varlıklar olması halinde, şirket adına bildirime konu edilerek varlık barışı uygulamasından yararlanması mümkündür. (Tebliğ m. 9)

o Varlıkların bildirim değerinin tespitinde ise Tebliğ’in 10. maddesindeki ölçütler uygulanacaktır.

o Son olarak, Tebliğ’in 13. maddesindeki şartların sağlanması halinde bildirimde veya beyanda bulunulan varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.


· Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesinde 10.08.2022 tarihinde “İzaha Davet Uygulaması” başlıklı broşür yayınlanmıştır. Broşürde;

o İzaha davet uygulamasının kapsamı,

o İzaha davet uygulamasının mükelleflere sağlayacağı faydalar,

o İzaha davet uygulamasının ön tespiti ve şartları,

o İzahın değerlendirilmesi sonucunda yapılacak işlemler,

o Hangi konularda izaha davet uygulamasının yapılabileceği konularında açıklamalara yer verilmiştir.


· 17.08.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Anayasa Mahkemesi’nin E. 2022/48, K. 2022/93 sayılı kararı ile süresinde yapılmayan istinaf başvurusunun kesin olarak reddedileceğine dair 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (“İYUK”) m. 45/2 ve m. 48/7 hükümleri iptal edilmiştir.

o Karara konu kanun hükmü, istinaf başvurusunun kanuni süresinde yapılmadığının Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından ilk kez değerlendirildiği hallerde verilen istinaf başvurusunun reddi kararının kesin olduğunu düzenlemektedir.

o Başvurucu, çok dereceli yargı sistemi içerisinde karara karşı yapılan istinaf başvurusunun süresi içerisinde yapılıp yapılmadığının ilk defa istinaf merciince denetlendiğini belirtmiştir. İstinaf başvurusunun süresinde yapılmadığından bahisle verilen kesin nitelikteki ret kararı ile uyuşmazlığın sona erdirilmesinin adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu öne sürmüştür.

o Anayasa Mahkemesi de istinaf başvurusunun süresi içerisinde yapılıp yapılmadığına dair ilk kez verilecek kararın kesin olmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini belirtmiştir. Başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığının tespitinin Bölge İdare Mahkemelerince yapılması halinde, mahkemenin sürenin aşıldığı yönünde katı ve şekilci yorumunun mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğinden bahisle kanun hükümlerinin iptaline karar verilmiştir.


· 20.08.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile tarhiyat öncesi uzlaşma sürecinde önemli değişiklikler yapılmıştır. Değişiklikler ile:

o 5.000 Türk lirasını aşan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları tarhiyat öncesi uzlaşmanın kapsamına alınmıştır.

o VUK m. 359’da yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi halinde tarh edilecek vergi ve kesilecek ceza ile bu fiillere iştirak edenlere kesilecek cezalar ise tarhiyat öncesi uzlaşmanın kapsamı dışında bırakılmıştır. (Yönetmelik m. 2)

o 2023 yılı için 5.000 Türk lirası olarak belirlenen uzlaşmaya tabi usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezası miktarları her yıl Hazine ve Maliye Bakanlığınca güncellenerek yeniden ilan edilecektir.

o Nezdinde vergi incelemesi yapılan kişinin Hazine ve Maliye Bakanlığı bilgi işlemleri sistemleri üzerinden elektronik ortamda uzlaşma başvurusu yapma imkanı getirilmiştir. (Yönetmelik m. 8)


· 25.08.2022 tarihli Resmi Gazete’de Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 81) yayınlanmıştır. Tebliğ ile, binalar için uygulanacak emlak vergisinin tespitinde esas alınacak bina metrekare normal inşaat maliyet bedelleri 2023 yılı için yeniden belirlenmiştir. Bina metrekare normal inşaat bedellerine ilişkin tebliğ ekinde yer alan cetvele erişmek için bağlantıyı kullanabilirsiniz.


· 26.08.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/17968 Başvuru Numaralı kararı ile kanun hükmünde kararname ile kapatılan şirketin vergi yükümlülüklerinin ihlalinden doğan vergi ve cezanın kanuni temsilci adına tarh edilmesi mülkiyet hakkının ihlali olarak kabul edilmiştir.

o Karara konu somut olayda, başvurucunun kanuni temsilcisi olduğu şirketin vergi borçları kanuni temsilci adına tarh edilmiştir. Başvurucu ise bireysel başvuruda, kanun hükmünde kararnameler ile Hazine’ye devredilen şirketlerin malvarlığının vergi borcunu karşılamaya yetmesine rağmen kendisinin vergi borcundan sorumlu tutulmasının mülkiyet hakkının ihlali olduğunu iddia etmiştir.

o Anayasa Mahkemesi ise, vergi ve mali yükümlülüklerin kanunla konulabileceğini hatırlatarak verginin mükellefinin kanunda açıkça düzenlenmesi gerektiğini belirtmiştir.

o Şirketin kapatılmasına dayanak oluşturan kanun hükmünde kararnamede kanuni temsilcinin sorumluluğuna yönelik bir hüküm olmadığını belirten mahkeme, VUK m. 10 ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (“KVK”) m. 17’de yer alan düzenlemeleri tartışmaya açmıştır. VUK m. 10’da yer alan düzenlemenin, şirket kanuni temsilcisinin bu sıfatı hasebiyle vergi tarhiyatının muhatabı olacağı şeklinde değerlendirilemeyeceği tespit edilmiştir. KVK m. 17’de yer alan düzenlemenin ise, tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan tüzel kişilerin tasfiye öncesi döneme ilişkin salınacak vergi tarhiyatları ve cezalarının kanuni temsilci adına yapılacağını düzenlediği tespit edilmiştir. Hal böyle olmakla beraber Danıştay uygulamasında tasfiye dışında bir nedenle (somut olayda şirket kanun hükmünde kararname ile kapatılmıştır) şirketin sona ermesi halinde KVK m. 17’nin uygulanıp uygulanmayacağı yönünde görüş birliği olmadığı vurgulanmıştır. Danıştay’ın KVK m. 17’deki düzenlemenin uygulamasında görüş birliğinde olmaması da hukuki öngörülebilirlik ve belirlilik ilkelerinin ihlali olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.


Vergi Hukuku hakkında ""Susma Hakkı" Defter Belge İbraz Zorunluluğununu Kapsamaz!" ve benzeri konulardaki içeriklere ulaşmak ve Vergi Hukuku Avukatı ile online görüşme ayarlamak için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz!




7 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page